Mardin Artuklu Mimarlık

Ask me anything   Submit   Linkler   

“Mardin’de mimarlık var. Ama, bununla ne yörenin taş işçiliğinin kalitesi, ne kentin geleneksel mimarisi, ne de inşai çevrenin topografik çekiciliği kastediliyor. Burada Mardin’de olandan değil, olması hedeflenenden konuşuyoruz. Amaçladığımız, mimarlığı Mardin’le sınırlı kalmayan bir çerçevede ve kapsamda düşünme ve yapabilmenin koşullarını yaratmak. Dünyayı küçük bir kentin perspektifiyle görmek değil, yere sımsıkı bağlanmak hiç değil, yer ve zeminin kaçınılmaz kısıtlayıcılığından özerkleşme kararlılık ve enerjisini üretmek... Konuma ve onun aksi düşünülemez toplumsallığına gömülmek yerine, onların farkındalığıyla yeni dinamikler tanımlamak... Kısacası, Mardin’den bakmak ve herkesten çok kendi ufkumuzu açmak...”

twitter.com/mimarlikartuklu:

    Every other person is somehow in exile. Either a refugee from a country or a refugee from an event”Etel Adnan

    Herkesin Mülteci Olduğu Mülteci Şehri Amman

    — 2 notla 1 hafta önce
    #tanpelin  #camp  #refugees  #etel adnan 

    Al-Wehdat refugee camp in Amman has a great vital public market / Amman’daki Al-Wehdat mülteci kampının çok zengin, herşeyi bulabileceğiniz büyük bir pazarı var.

    Al-Wehdat hakkında daha fazla bilgi için: "Tranformation of Al-Wihdat Refugee Camp" - Space and Architecture

    Araştırmacı Luigi Achilli’nin makalesi.

    — 2 notla 1 hafta önce
    #tanpelin  #camp  #amma 
    Seçici Kurul Özel Ödülü - Roboski Müzesi ve Anma Yeri Mimari Tasarım Yarışması - kolokyum.com →
    — 2 notla 1 hafta önce
    #gülistan  #dindar  #harun  #özlem  #emreozyetis  #osman  #yarışma  #roboski  #mrtanju 

    Japon Pavyonunda radikal bir sergileme…#1

    En iyi pavyon denilebilir.

    (kuratörü Mardin Artuklu Mimarlık Fakültesini geçen sonbahar ziyaret etti, köyleri yürüyerek araştırdı…)

    — 2 hafta önce
    #tanpelin  #Venedik Bienali 

    14.Venedik Mimarlık Bienali, “Fundamental”

    — 2 hafta önce
    #tanpelin  #Venedik Bienali  #fundamentals 

    Bahreyn Pavyonu, George Arbid’in Arab modern mimarlığı arşivini sunuyor.www.arab-architecture.org

    — 2 hafta önce
    #tanpelin  #Venedik Bienali 

    Funpalace - İsviçre Pavyonu, 14.Venedik Bienali

    Sergi mekanı klasik bir sergileme alanı değil aynı zamanda atölye platformu….Cedric Price ve Lucius Burckhardt projelerinin arşivlerini izleyici kendi araştırabiliyor ve ETH Mimarlık öğrencileri projeleri size anlatıyor.

    — 2 hafta önce
    #tanpelin  #Venedik Bienali 

    14.Venedik Mimarlık Bienal - Kore Pavyonu Fotolar

    Altın Aslan ödlünü alan Kuratör Minsuk Cho ile röportaj, Domusweb: Korean Modernism

    — 2 hafta önce
    #tanpelin  #Venedik Bienali 
    Dikey Projeler Olmasın!

    Hani evinizden ayrı bir yere ilk kez gidersiniz ya, işte öyle. Herkes yabancıdır ve adeta tutunacak dalınız yoktur. Kendinizi deplasmana giden takım futbolcusu gibi hissedersiniz. Atıl bir vaziyette ortadasınızdır.

    Neden bu kadar duygusal referanslar verdim diye sorarsanız; dikey projede hissettiğim biraz böyle bir şey. Her projeden insanla her ölçekten projeyle karşı karşıyasınızdır. Bir sınıf ortamı yoktur. Bir anlamda gücümü bu sınıf ortamından aldığım için bu ortamın kaybolmasına henüz alışkın değilim.

    Mimarlık yaparken her dönem başka bir şey denedik okulca. Bazen proje alanı ve program bize kaldı; bazen de bütün veriler hâlihazırdaydı. Bu başka şeylerin artması/eklemlenmesi bizi klasik anlamda öğrenen-öğreten ilişkisi olan bir okuldan uzak tutuyor. Yani bir düşünce geliştirme/fikir oluşturma süreci/etkinliği halini alıyor okul. Bu durum da bize çok iyi geliyor. Dikey projede de birbirimizin alanı ve ölçeği farklı olduğu için bu etkinliğin fazla olmadığını düşünüyor, sözü fazla uzatıp saçmalamadan susuyor, uzak bir yerden sevgiler yolluyorum…

    - O buruşturup buruşturup attığın kağıtları topla !!

    - Tamam anne. 

    — 3 hafta önce
    #uygar  #submission 
    Okuma Notları 15

    EFSANELERİN ÖLÜMÜ BİRBİRİNE BENZER; GRETA GARBO

    Efsaneler birbirine benzer. Birinden bahsetmek hepsinden bahsetmek demektir. Çünkü hepsinin düşü ile gerçeği, imajı ile hakikisi arasında derin bir uçurum vardır. O uçurumda boğulurlar çoğu kez. Bu yüzden ölümleri de az çok aynıdır. Eski bir efsanenin ölümünden bahsedeceğim şimdi. Greta Garbo.

    “Şimdiye dek yaşamış en güzel kadın” olarak söz edilmektedir kendisinden. Efsane! Ama Greta Garbo tam da kendi efsanesidir ve bu efsane sessizdir. Oyunculuğa, sessiz sinemanın parlattığı yıldızlardan biri olarak başladığı için her mâna onda bir yüz ifadesine yükler kendisini. Bakış bakıştan fazladır. Tebessüm, gözyaşı, boyun eğiş, öfke, dudak kıvrımı kendi ifade ettiklerinin sınırını aşarlar fazlasıyla. Üstelik sözün desteklemediği bir sinema dilini, bu abartılı ifadeyi sesli sinemaya geçtikten sonra bile terk etmez Greta.

    Sesli film çekmesi o kadar önemli bir olay olur ki hayretlerini açığa vurur insanlar: “Garbo konuşuyor!” Öyle ya, “Bir efsane olmaya yazgılı kahramanın sımsıkı örtülü bıçak sırtı dudakları arasından bir sözcük çıktığı hangi masalda yazılıdır?” Susmalı ki hayranları onu istedikleri gibi kurgulasın.

    Daha fazla oku
    — 4 hafta önce
    #suumeyye  #okuma notları  #submission 
    Mimarlık: İmkanMekan Sürümü

    Hazır ‘çatı’dan bu kadar söz edilir ve Venedik mimarlık bienalinde Koolhaas ‘temeller’den bu kadar söz ederken, bir zamanlar yazılmış bir Bataille apartmasının belki vakti gelmiştir dedim:

    1.

    Aşağıdaki metin, “inşa edilmiş ve edilmekte olan çevrenin mimari problemlerinin kaynakları nerede başlıyor?” sorusuna yanıt bulmak umuduyla yazıldı. Soru “kurumsal mimarlık [yeniden] üretiminden uzaklaşmak için kendi araçları ve kültürünü kurmaya çalışan İmkanMekan tasarımının ontolojik içeriği ne olabilir?” olarak da ifade edilebilir kuşkusuz. Ancak metin, İmkanMekan’ın üretiminin ontolojik üretimi yerine, mesafelendiği kurumsal mimarlığın ontolojik içeriği üzerine bir metin olarak sonuçlandı.

    Daha doğrusu metin eski, hayli kapalı ve bir o kadar da sert başka bir metnin, Georges Bataille’ın Mimarlık başlıklı küçük denemesinin, bir anlamda yeniden yazımı. Metin, yine Bataille’ın yönettiği “Documents” dergisinin içinde yer alan “Eleştirel Sözlük” dizisini oluşturan denemelerden biri. (1) Yeniden yazım ile kasdedilen ise şöyle bir şey: Aşağıdaki bölümde, italik olmayan yazı karakterleri ile basılan paragraflar Bataille’ın denemesinin “hayli serbest” bir çevirisidir. “Hayli serbest” ile kasdedilen, aradan geçen 81 yılın birikimi (Bataille’ın sahip olmadığı tomarla kavram, metin vb.) ve bu birikimin tikel bir hafızada (okuduğunuz bu metnin yazarında) bıraktığı iz ile metnin yeniden yazıldığıdır. Dolayısıyla, çeviri olanaksız bir çakışmayı hayal etmenin ötesinde, yamulmasından korkulmamış bir çeviri. Ancak, yeniden yazım bununla sınırlı değil: Yine aşağıda yer alan italik paragraflar ise, Bataille’ın metninden yola çıkarak yazılmış fragmanlar. Fragmanların amacı Bataille’ı yorumlamak değil, sadece onun metninden yola çıkarak düşünülebileceklere ilişkin ipuçları ya da eskizler.

    Daha fazla oku
    — 1 ay önce
    #mrtanju